18 Eylül Cuma , 2020

EĞİTİM

Ders Zili 31 Ağustos’ta Çalacak!

Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı takvimine göre okullar 31 Ağustos’ta açılacak, 18 Haziran’da kapanacak. Birinci dönem ara tatili 16-20 Kasım’da, yarıyıl tatili 25 Ocak-5 Şubat’ta, ikinci dönem ara tatili ise 12-16 Nisan’da yapılacak. Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan yeni eğitim öğretim yılına ilişkin takvim illere gönderildi. Buna göre, 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının birinci dönemi 31 Ağustos Pazartesi günü başlayacak. Birinci dönem ara tatili 16-20 Kasım’da yapılacak. Birinci dönem 22 Ocak Cuma günü sona erecek. Yarıyıl tatili ise 25 Ocak Cuma günü başlayacak 5 Şubat Cuma sona erecek. İkinci dönem, 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak. İkinci dönem ara tatili ise 12-16 Nisan’da olacak. Eğitim öğretim yılı ise 18 Haziran Cuma günü sona erecek. Ayrıca takvimde öğrencilerin bir önceki eğitim ve öğretim yılına dair eksik konu ve kazanımları ile öğrenme kayıplarına ilişkin eğitim programının, 2020-2021 ders yılıyla ilişkilendirildiği ve bu eğitim ve öğretim yılının bir parçası olarak planlandığı belirtildi. İllere gönderilen yeni eğitim yılı takvimine ilişkin açıklama yapan Ortaöğretim Genel Müdürü Cengiz Mete, “Bakanlık olarak, şartların uygun olması, yine Bilim Kurulunun görüşleri dikkate alınarak, 2020-2021 ders yılının 31 Ağustos tarihinde başlamasını planladık.” dedi. Mete, küresel çapta yaşanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte, Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda okullardaki eğitim ve öğretime tedbiren ara verildiğini anımsattı. Bu dönemde öğrencilerin, eş zamanlı olarak uzaktan eğitim aldığını belirten Mete, EBA, EBA TV ve canlı sınıf uygulamalarıyla ders içerikleri sunarken, etkinlik ve rehberlik saatleri, soru çözümleri, çeşitli destekleyici yayınları da süreç içerisinde sistemle bütünleştirdiklerini söyledi. Ders yılının 19 Haziran’da sona ermesinin hemen ardından öğrencilerin yaş seviyelerine uygun olarak hazırlanan yaz okulu yayınlarının hali hazırda EBA TV ekranlarında, öğrenci ve velilerimizle buluşmaya devam ettiğinin altını çizen Mete, ihtiyaç görülen her alanda öğrencilerin yanında bulunmaya çalıştıklarını ifade etti. Öğrencilerin eksiklerini gördükleri derslerden destekleme yetiştirme kurslarına katılmalarını sağlayacak hazırlıkları tamamladıklarını aktaran Mete, şu değerlendirmelerde bulundu: “Uzaktan eğitime başladığı günden bu zamana, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin ilk kez deneyimledikleri uzaktan eğitimin etkisine dair araştırmalar yürüttük. Bunlardan biri de Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce yürütülen Küresel Salgın Döneminde Eğitim Süreçlerinin Değerlendirilmesi ve Yeni Eğitim Öğretim Yılı İçin Beklentiler Araştırması’dır. Araştırmaya 25 bin 567 öğretmen, 2 bin 197 okul yöneticisi, 41 bin 430 öğrenci ve 24 bin 489 veli olmak üzere 93 bin 783 kişi katılmıştır. Ülke ölçeğinde yapılan bu taramalar ve araştırmalar 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı için alınması gereken tedbirler, yapılmasını gerekli gördüğümüz düzenlemeler ve yeni ihtiyaçlara göre alınacak kararlar için bizlere rehberlik etmektedir.”  “Yıl boyunca destekleme ve yetiştirme kurslarımızda telafi eğitimi yapacağız” Eğitim öğretim süreçlerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için veriye dayalı kararlar aldıklarını ve eğitimi sekteye uğratmayacak alternatif durumlar üzerinde çalıştıklarını vurgulayan Mete, şunları kaydetti: “Ders zilimiz, 31 Ağustos’ta çalacak. Birinci dönemin ilk üç haftasında ağırlıklı ve devamında yıl boyunca destekleme ve yetiştirme kurslarımızda olmak üzere telafi eğitimi yapacağız. Telafi, tamamlama ve uyum eğitimi, okulların açılmasıyla birlikte yeni ders yılının ilk üç haftasında gerçekleştirilecek. Bizim için en önemli ve ciddiyetle ele alınması gereken konulardan biri ‘telafi eğitiminin’ ne şekilde yapılacağıdır. Bu konuda farklı senaryolar üzerinde çalıştık. Bugün geldiğimiz noktada; yaptığımız araştırmalar, il müdürleriyle yapılan değerlendirmeler ve bilim kurulunun önerileri doğrultusunda, değişen koşullar dikkate alınarak alternatiflerimizi hayata geçiriyoruz. Bu nedenle Bakanlık olarak, şartların uygun olması, yine Bilim Kurulunun görüşleri dikkate alınarak, 2020-2021 ders yılının 31 Ağustos tarihinde başlamasını, birinci dönemin ilk üç haftasında Bakanlığımızca hazırlanan eksik konu ve kazanım tablosu çerçevesinde, okullarımızda, 2019-2020 eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemine ait işlenemeyen derslerin eksik konu kazanımlarının giderilmesini, yine bu çalışmaların yıl boyunca ve yapacağımız düzenlemelerle destekleme yetiştirme ve kurslarımızda sürdürülmesini planladık. Süreçte, okullarımızın her tür ve kademedeki haftalık ders çizelgeleri, öğrenim şekilleri, ders saatleri, süreleri, iş takvimi, ara tatilleri ile kazanım matrisleri dahil olmak üzere ortaya çıkabilecek istisnai durumlara da hazırlıklıyız.”

Devamı...

81 İlde Sokağa Çıkma Yasağı Uygulanacak

20-27-28 Haziran’da yapılacak sınavlar dolayısıyla 81 ilde belirli saatlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 20 Haziran 2020  Cumartesi günü yapılacak olan Liselere Geçiş Sınavı (LGS)  günü,  saat 09.00 ile 15.00 saatleri arasında istisnalar hariç olmak üzere 81 ilde vatandaşların sokağa çıkmaları kısıtlanacak. YKS için ise 27 Haziran Cumartesi ve 28 Haziran 2020 Pazar günü yapılacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesi ve sonrasında oluşabilecek yoğunluğu ve bulaşma riskini azaltmak, sınavın sorunsuz bir şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla;  cumartesi günü saat 09.30 ile 15.00 arasında ve Pazar günü 09.30 ile 18.30 saatleri arasında istisnalar hariç olmak üzere 81 ilde  sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak. Liselere Geçiş Sınavı (LGS); 20 Haziran 2020 Cumartesi günü birinci oturumu 09.30’da başlayıp 10.45’de tamamlanacak, ikinci oturumu 11.30’da başlayıp 12.50’de tamamlanacak olan Liselere Geçiş Sınavı (LGS) öncesi ve sonrasında oluşabilecek yoğunluğu ve bulaşma riskini azaltmak, sınavın sorunsuz bir şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla; 20 Haziran 2020 Cumartesi günü 09.00 ile 15.00 saatleri arasında aşağıda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere 81 ilimiz sınırları içinde bulunan vatandaşlarımızın sokağa çıkmaları kısıtlanacaktır. 2- Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS); Birinci oturumu 27 Haziran 2020 Cumartesi günü saat 10.15’te başlayıp 13.00’de tamamlanacak, ikinci oturumu 28 Haziran 2020 Pazar günü saat 10.15’te başlayıp 13.15’de tamamlanacak ve üçüncü oturumu 28 Haziran 2020 Pazar günü 15.45’te başlayıp 17.45’de tamamlanacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesi ve sonrasında oluşabilecek yoğunluğu ve bulaşma riskini azaltmak, sınavın sorunsuz bir şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla; 27 Haziran 2020 Cumartesi günü saat 09.30 ile 15.00 arasında ve 28 Haziran 2020 Pazar günü 09.30 ile 18.30 saatleri arasında aşağıda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere 81 ilimiz sınırları içinde bulunan vatandaşlarımızın sokağa çıkmaları kısıtlanacak. 3- Gerek LGS gerekse YKS sınavlarına girecek adayların sınav binasına ulaşımlarının toplu taşıma ile sağlanması halinde kendilerinin yanı sıra bir yakını, özel araçlarla gelinmesi halinde ise araç sürücüsü ile birlikte bir yakını sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacak. 4- LGS ve YKS sınavlarına girecek adayların T.C. Kimlik Kartı başvurularının alınması amacıyla tüm il/ilçe nüfus müdürlükleri; – LGS sınavı öncesine denk gelen 18 Haziran 2020 Perşembe ve 19 Haziran 2020 Cuma günleri saat 20.00’a kadar, – LGS sınavının yapılacağı 20 Haziran 2020 Cumartesi günü 07.00-13.00 saatleri arasında, – YKS sınavı öncesine denk gelen 25 Haziran 2020 Perşembe ve 26 Haziran 2020 Cuma günleri saat 20.00’a kadar, – YKS sınavının yapılacağı 27 Haziran 2020 Cumartesi günü 07.00-13.00 saatleri arasında, – YKS sınavının yapılacağı 28 Haziran 2020 Pazar günü 07.00-16.00 saatleri arasında açık bulundurulacak. 5- LGS ve YKS sınavlarının yapılacağı günlerde başta sınava girecek adaylar ve yakınları ile sınav görevlilerinin (otobüs, minibüs, dolmuş, taksi vs.) gibi şehir içi toplu ulaşımlarında herhangi bir aksama olmaması için Belediyelerce gerekli tedbirler alınacak ve ihtiyaca göre sefer sayıları artırılacak. 6- Şehirlerarası toplu ulaşım araçlarından (uçak, otobüs, tren, vapur, feribot vs.) biletleme yapmış olanlar sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmayacak. AÇIK OLACAK İŞYERİ, İŞLETME VE KURUMLAR a) Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak gün ve saatlerde; ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri, market, bakkal, manav, kasap, kuruyemişçi ile tatlı üretiminin yapıldığı/satıldığı iş yerleri (vatandaşlarımız zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın fırın, unlu mamul ruhsatlı iş yerleri, market, bakkal, manav, kasap, kuruyemişçi ile tatlıcılara gidip gelebilecektir.), b) İlaç, tıbbi cihaz, tıbbi maske ve dezenfektan üretimi, nakliyesi ve satışına ilişkin faaliyetleri yürüten iş yerleri, c) Kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşları, eczaneler, veteriner klinikleri ve hayvan hastaneleri, ç) Zorunlu kamu hizmetlerinin sürdürülmesi için gerekli kamu kurum ve kuruluşları ile işletmeler (Havalimanları, limanlar, sınır kapıları, gümrükler, karayolları, huzurevleri, yaşlı bakım evleri, rehabilitasyon merkezleri, Nüfus Müdürlükleri, Acil Çağrı Merkezleri, AFAD Birimleri, Vefa Sosyal Destek Birimleri, Göç İdaresi, PTT vb.), d) Akaryakıt istasyonları, e) Valilikler/Kaymakamlıklar tarafından yerleşim merkezleri için her 50.000 nüfusa bir adet ve il sınırları içinden geçen şehirlerarası karayolu ve varsa otoyol üzerinde her 50 km için bir adet olmak üzere belirlenecek sayıda (kura ile tespit edilecek) lastik tamircisi, f) Doğalgaz, elektrik, petrol sektöründe stratejik olarak faaliyet yürüten büyük tesis ve işletmeler (rafineri ve petrokimya tesisleri ile termik ve doğalgaz çevrim santralleri gibi), g) İçme suyu dolum tesisleri ile içme suyu, gazete ve mutfak tüpü dağıtımını yapan şirketler, ğ) Hayvan barınakları, hayvan çiftlikleri ve hayvan bakım merkezleri, h) Sağlık hizmetlerinin kapasitesini arttırmaya yönelik acil inşaat, donanım vb. faaliyetleri yürüten işletme/firmalar, ı) Bulunduğu yerin İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurulu tarafından izin verilmesi şartı ile makarna, un ve unlu mamuller, süt, et, balık üretimi gibi temel gıda maddelerinin üretiminin yapıldığı tesisler ve kâğıt, kolonya üretimi başta olmak üzere hijyen malzemeleri ile bu malzemelerin üretimi için ihtiyaç duyulacak hammaddelerin üretiminin yapıldığı tesisler, i) Yurt içi ve dışı taşımacılık (ihracat/ithalat/transit geçişler dâhil) ve lojistiğini yapan firmalar, j) Oteller ve konaklama yerleri, k) Gıda, temizlik ve ilaç gibi sektörlere ambalaj sağlayan üretim tesisleri, l) Çalışanları inşaat/maden alanında bulunan şantiyede konaklayarak yapımı veya çalışması devam eden büyük inşaatlar ile madenler (Bu madde kapsamında inşaat ve konaklama aynı şantiye alanı içinde ise izin verilir, başka bir yerden çalışanların gelmesine ve şantiyede kalanların başka bir yere gitmelerine izin verilmez. Çalışma alanı sadece inşaat alanı/maden sahaları ile sınırlıdır.), m) Gazete, radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete basım matbaaları, n) Daha önceden sözleşmeye/taahhüde bağlanmış ve belirlenen süre içerisinde yetiştirilmesi gereken ihracata konu; mal, malzeme, ürün, araç-gereç üreten iş yerleri ve tesisler (mevcut zorunluluklarını ispatlamaları ve anılan şartlara uymaları kaydıyla), o) Zirai amaçlı akaryakıt satışı yapılan Tarım Kredi Kooperatifleri, ö) Valilikler/Kaymakamlıklar tarafından tespit edilecek ihtiyaca göre kura ile belirlenecek; zirai ilaç, tohum, fide, gübre vb. tarımsal üretime ilişkin ürün satışı yapan işletmeler, p) Sebze/meyve toptancı halleri, İSTİSNA KAPSAMINDA OLAN KİŞİLER a) Bu Genelgenin (7) numaralı başlığında yer alan “Açık Olacak İşyeri, İşletme ve Kurumlarda” yönetici, görevli veya çalışanlar, b) Kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasında görevli olanlar (Özel güvenlik görevlileri dâhil), c) Acil Çağrı Merkezleri, Vefa Sosyal Destek Birimleri, Kızılay ve AFAD’da görev alanlar, ç) Cenaze defin işlemlerinde görevli olanlar (din görevlileri, hastane ve belediye görevlileri vb.) ile birinci derece yakınlarının cenazelerine katılacak olanlar, d) Elektrik, su, doğalgaz, telekomünikasyon vb. kesintiye uğramaması gereken iletim ve altyapı sistemlerinin sürdürülmesi ve arızalarının giderilmesinde görevli olanlar, e) Ürün ve/veya malzemelerin …

Devamı...

Parklar ve Yeşil Alanlarda Çalışmalar Sürüyor

Erzincan Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Personelleri ve Destek Hizmetleri Müdürlüğü Marangozhane Personelleri parklar ve yeşil alanlarda çalışmalarını sürdürüyor. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerinin bir kısmı şehir genelinde otomatik sulama sistemlerinin bakımlarını yaparken başka bir ekipte refüjlerde ve parklarda bulunan güllerin dip çapaları ve temizliğini yapıyor. Ekşisu Mesire Alanında da yürütülen peyzaj çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Atatürk parkında da Park ve Bahçeler Müdürlüğü ve Destek Hizmetleri Müdürlüğü Marangozhane Personelleri koordineli olarak çalışmalar yürütüyorlar.  Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri çocuk oyun gurupları çevre düzenlemesi ve park içindeki yolların parke tamiratını yaparken.  Marangozhane personelleri ise pergole ve bankların bakımını yapıp kullanılamaz halde olanların yerine yenilerinin kurulumunu yapıyor. Şehir genelindeki tüm parklarda tadilat ve yenileme çalışmaları devam ediyor.

Devamı...

Okullar Sınava Hazır Hale Getirildi

Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğü  tarafından  Liselere Geçiş Sınavı (LGS) sırasında alınacak koronavirüs önlemleri kapsamında, okullar dezenfekte edilerek sınava hazır hale getirildi. Erzincan Cumhuriyet Ortaokulu’nu basın mensupları ile birlikte gezerek yapılan hazırlıklar hakkında bilgi veren İl Millî Eğitim Müdürü Aziz Gün, “Ortaöğretim 8. Sınıf öğrencilerinin 20 Haziran’da gireceği LGS’de, bu yıl koronavirüs nedeniyle oldukça sıkı önlemler alındı. Bakanlığımızın açıkladığı tedbirler üzerine sınav yapılacak olan okullarımızda bizlerde gerekli tedbirleri aldık. Erzincan’da 66 okulda  286 derslik dezenfekte edilerek sıkı tedbirler eşliğinde  722 öğretmen gözetiminde  3 bin 893 öğrenci sınava girecek. Salonlarda öğrenciler sosyal mesafe kuralına göre oturacak. Gün açıklamasının devamında; “Hepimizin bildiği gibi bu hafta sonu 20 Haziran 2020 Cumartesi günü saat 9.30 da tüm Türkiye’de olduğu gibi ilimizde de liselere giriş sınavı yapılacaktır. Son sınıf olarak Türkiye’de  yaklaşık olarak 1.8 milyon öğrenciden 1.6 milyon öğrencinin sınava girmesi bekleniyor. 2023 eğitim vizyonu çerçevesinde sınava girecek olan öğrencilerle ilgili olarak, bu okullarımıza girme ile ilgili hedefi olan öğrencilerimizin bu sınavda başarılı olmalarını diliyorum. Aynı zamanda sınava girmeyen öğrencilerimizle veya girdiği halde arzu etmiş olduğu okula yerleşemeyen öğrencilerimizin de adrese dayalı kayıt sistemine göre kendisine en yakın okulları tercih edeceklerdir. Biliyorsunuz ki dünya genelindeki korona  virüs salgını ile ilgili mücadele çerçevesinde okullar tatil edilmiş olup, ilk büyük sınav hafta sonu yapılacak. Geçtiğimiz hafta 8 ilçemizde de başkanlığımda bilgilendirme toplantıları gerçekleştirdim, sınav merkezlerinde incelemelerde bulundum. Sonuç olarak Erzincan LGS’ye hazır” dedi.

Devamı...

EBYÜ’den Kampüs Sınavlarına İlişkin Açıklama

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi tarafından Kampüs Sınavlarına ilişkin bir bilgilendirme açıklaması yapıldı. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nce sınavlara ilişkin olarak yapılan yazılı açıklamada; “08.06.2020 tarihinden itibaren başlayacak final sınavlarımız esinav.ebyu.edu.tr adresinden yapılacaktır. 07.06.2020 tarihi itibari ile esinav.ebyu.edu.tr adresine erişim sağlanacaktır. esinav.ebyu.edu.tr adresine erişim için kullanıcı adı ve şifre kampus.ebyu.edu.tr ile aynı olacaktır. Sınav sorularının sınav ekranında; cevap verildikçe yeni sorunun açılması ya da soruların tamamının sınav ekranında gözükmesi şeklinde seçenekler ilgili ders öğretim elemanı tarafından belirlenecektir. Cevap verildikçe ilerle formatında yapılacak sınavlarda sorulara cevap verildikçe yâda boş bırakıp bir sonraki sınav sorusuna geçildikten sonra bir daha bir önceki soruya dönüş yapılamamaktadır. Sınav soruları ve cevap seçenekleri her öğrencimize farklı sıralarda karıştırılmış ve rastgele şekilde aktarılacaktır. Final sınavında, sınavın Öğrenci Sınava Giriş Broşüründe yer alan yönergelere göre başlatılması ve sonlandırılması tamamen öğrencinin sorumluluğundadır. Ara sınav başlatıldıktan sonra yaşanılacak internet kesintisi, elektrik kesintisi, yanlışlıkla bilgisayarın kapatılması yâda sistemden çıkış yapılması gibi yaşanılacak tüm durumlardan öğrenci sorumludur. Final sınava giriş belirtilen saat itibari ile başlayacaktır. Devam eden ödev etkinlikleri ve ders içeriklerinin tamamına kampus.ebyu.edu.tr adresinden erişim sağlanacaktır. Ortak zorunlu dersler (Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II, Türk Dili II, Yabancı Dil II) sınavları oys.ebyu.edu.tr adresinden yapılacaktır.  Uzaktan Eğitim Programları; Bankacılık ve Sigortacılık (Kemah MYO), Çağrı Merkezi Hizmetleri (Kemah MYO), Raylı Sistem İşletmeciliği (Refahiye MYO) öğrencileri tüm final sınavlarına oys.ebyu.edu.tr adresinden giriş yapacaktır. 07.06.2020 tarihinde yapılması gereken çoktan seçmeli (test) sınav etkinlikleri kampus.ebyu.edu.tr adresinden yapılacaktır. kampus.ebyu.edu.tr adresindeki çoktan seçmeli (test) sınavlar 07.06.2020 tarihinde 23.59’da kaldırılacaktır. Öğrencilerimiz bu saate kadar çoktan seçmeli (test) sınavlarını tamamlaması gerekmektedir. Final sınavı olarak sadece çoktan seçmeli düzenlenen sınavlar esinav.ebyu.edu.tr adresinden yapılacaktır. Öğretim elemanlarımız çoktan seçmeli sınav işlemlerini esinav.ebyu.edu.tr adresinden yapacaklardır. kampus.ebyu.edu.tr adresinden yapılacak çoktan seçmeli sınav işlemleri geçersizdir. Final Sınav Etkinliği olarak ödev, proje vb. etkinlikler ise kampus.ebyu.edu.tr adresinden yapılmaya devam edecektir. kampus.ebyu.edu.tr adresinden bütünleme sınavları bitiş tarihine kadar ders içerikleri ve ödev bölümlerine erişim sağlanacaktır. Sadece çoktan seçmeli (test) sınavları esinav.ebyu.edu.tr adresinden yapılacaktır. Diğer tüm işlemler kampus.ebyu.edu.tr adresinde devam edecektir. esinav.ebyu.edu.tr adresine kullanıcı girişleri 07.06.2020 tarihi saat 11.00 ‘de yapılacaktır” ifadelerine yer verildi.

Devamı...

Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması İçin Başvurular Başladı

Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı işbirliğiyle çocuklar arasında internet üzerinden “Evimizin Neşesi Kur’an Sesi” sloganıyla “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması” başlattı. Başvuruları başlayan yarışmaya çocuklar, evlerinde çekecekleri videolarla katılacak. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliğiyle düzenlenen yarışmayla, koronavirüs tedbirleri kapsamında aileleriyle birlikte evlerinde olan çocuk ve gençler için bir fırsat olan Ramazan ayının manevi iklimi daha verimli geçecek. Diğer yandan yarışma, çocukların ve gençlerin Kur’an-ı Kerim okumalarını geliştirmelerine katkı sunacak. “10-13 yaş arası kız çocuklar”, “10-13 yaş arası erkek çocuklar” ve “14-18 yaş arası erkek çocuklar” olmak üzere üç kategoride düzenlenecek yarışmaya, ebeveynler çocukları adına www.tdvmedya.com web sitesi üzerinden online olarak 31 Mayıs  2020 tarihine kadar başvuru yapabilecekler. Yarışmaya, yurt içi ve yurt dışından müracaat etmek isteyen ve şartları tutan Türk vatandaşları katılabilecek. Yarışmaya katılacak çocuklar Kur’an-ı Kerim tilavetini cep telefonuyla yatay olarak 5 dakikayı geçmeyecek şekilde kayıt altına alarak ve sisteme yüklenecek. Tüm yarışmacılara ait video kayıtları, Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Üyeleri’nden oluşan jüri tarafından değerlendirilerek puan verilecek, dereceye girenler aynı web sitesi üzerinden ilan edilecek. Yarışma sonunda birinciye 15 bin, ikinciye 10 bin ve üçüncüye 5 bin TL para ödülü, dereceye giremeyen 9 finaliste ise birer cumhuriyet altını verilecek. Ayrıca yarı finale kalan 60 yarışmacıya kitap seti hediye edilecek.

Devamı...

Prof. Dr. Tuncay Ergene ile “Güç Durumlarda Yönetici Olma” Semineri

Erzincan merkez ve ilçelerde görev yapan okul ve kurum yöneticilerine yönelik e seminer yapıldı.  Seminer Hacettepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Ergene tarafından “Güç Durumlarda Yönetici Olmak” konusuyla gerçekleştirildi. İl Millî Eğitim Müdürü Aziz Gün seminer öncesi yaptığı konuşmada, süreç içerisinde yaptıkları özverili ve başarılı çalışmalardan dolayı okul ve kurum müdürlerine teşekkür ederek bundan sonra yapılabilecek çalışmalarla ilgili önerilerde bulundu. Hacettepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Ergene ise seminerde;         “Eğitim insanları geleceğe hazırlamak demek değildir. Eğitim yaşamın kendisidir. Biz çevremize kurumumuzu temsil ederek hizmetkâr liderlik yapmak durumundayız. Belirsizlik içinde var olan durumdan vazife çıkararak model olmalıyız. Bu süreç bizim için bir fırsattır. Liderler, kriz durumunda ortaya çıkar. Var olan süreci, deneyimli kişilerle paylaşarak yürütmeliyiz. Biz, ancak yapabilenlerle işleyişimizi daha iyi sürdürebiliriz. Hastalanma kaygısı taşıyabiliriz. Sakin kalmak sağlığımıza önem vermek ve arkadaşlarımızın fikirlerini alarak güçlü olmak durumundayız. Bu ortam birlikte öğreneceğimiz bir ortamdır. Genç arkadaşlarımızın bilgilerinden faydalanılması gereken bir dönemdeyiz. Harmanlarmış eğitim ortamında ‘Ben nasıl idareciyim?’ diye kendimizi sorgulama yapmalıyız. Öğrencilerimize öğrenme ortamını sanal yolla da olsa güzel sunabilmek amacında olmalıyız. Bu süreçte veliler, öğretmenlerin rolünü daha iyi fark etti. Bu belirsizlik surecinde, yönetici olarak güven verici, toparlayıcı model olmalıyız. Ne aşırı iyimser ne de aşırı kötümser tutum sergilemeli…”GERÇEKÇİ” tutum içerisinde olmalıyız. Gerçekçilik sergilenirse, güven kazanılmış olur. Durumdan, vazife çıkarmalıyız. Bu süreçte eğitimin mutfak kısmını öğrenmiş oluyoruz. Toplumda eğitim camiası olarak en az sağlıkçılar kadar etkili bir vazife üstlenmiş olduğumuzun farkındayız. Eğitimcilerin bu süreçteki vazife aşkı, yıllar sonra kendini gösterecektir. Güçlükleri her zaman fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Yöneticiler; sakin, sağlıklı, güzel beslenen, düzenli uyuyan ve bu yönde örnek olan sağlam yöneticiler olmalıdır. Bu dönem içerisinde okul-aile işbirliğine daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Veliler ile etkileşim içerisinde bulunmak, süreci sağlıklı geçirmek açısından büyük fayda sağlayacaktır. Bu sürecin sonunda, öğrencilerimizin aile ilişkileriyle ilgili sorunları ve sıkıntılarıyla karşılaşabileceğiz. Gerekli rehberlik desteğini sağlamaya hazırlıklı olmalıyız. Bu sistem bize, öğretmenin önemini öğretmensiz eğitimin olmayacağını çok daha iyi gösterdi. Bu amaçla her öğretmen bir lider olmalıdır. Öğrencisiyle velisiyle birebir irtibat kurarak saha bağlantımızı koparmamalıyız. Ne kadar çok kapsayıcı olursak o kadar hakkıyla başaracağız. Zaman lider olma, model olma, paylaşma zamanıdır” dedi. Son olarak e seminerde okul ve kurum müdürlerinin konu ile ilgili soruları da cevaplandı.

Devamı...

EBA’da Canlı Sınıfla Eğitim Başladı

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmen ile öğrenci arasındaki mesafeyi ortadan kaldırarak etkileşimli ders işlenmesine imkân sağlayan canlı sınıf uygulamasının 8. ve 12. sınıflar için pilot çalışmaları başlatıldı.   Canlı sınıf uygulaması, pilot çalışmaların ardından kademeli olarak Türkiye genelinde başlayacak. Canlı sınıf uygulamasına 8. sınıflarda okuyan 1 milyon 700 bin dolayında, lise son sınıflarda okuyan yaklaşık 1 milyon öğrenci katıldı. Müdürler, Öğretmenlere ve Öğrencilere Bilgilendirme Yapıyor Canlı sınıfların oluşturulmasında okul müdürleri yetkili oldu. Öğrencilerin ve öğretmenlerin bilgisayarlarına canlı sınıflar için gerekli programlar yüklendi. Okul müdürleri, öğretmen ve öğrencilere, canlı sınıf dersleri ve saatleri konusunda EBA üzerinden bilgilendirme yaptı. Öğretmenler canlı sınıf uygulamasıyla evlerinde görev alıyor. Televizyon dersleriyle eş güdümlü olarak öğretmenler, kendi öğrencilerine EBA üzerinden ödevlendirme yapıp, soru-cevap-test etkinliklerini yönlendirip, çalışma gönderebiliyor.  Pilot uygulama kapsamında, bin’in üstünde sınıf derslere canlı bağlandı. Televizyonlarda soru çözüm saatleri olacak 8. ve 12. sınıf öğrencileri için YKS ve LGS’de sorumlu oldukları konuları kapsayan programlar hazırlanıyor. Bu süreçte TRT-EBA kanallarında özellikle 8’inci sınıf öğrencilerinin sınav hazırlık rutinlerine destek olmak için bir soru-çözüm saati hazırlandı. Çocuklar, bu saatlerde kendileri için hazırlanan örnek soruları ekrandan takip ederek çözebilecek.

Devamı...

266 Okul Binası Dezenfekte Ediliyor

Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yeni tip korona virüse (Kovid-19) karşı ilde bulunan 266 okul binasında dezenfekte çalışması başlatıldı. Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından il genelinde bulunan 266 okul, korona virüse (Kovid-19) karşı dezenfekte ediliyor.  İlaçlama ekipleri il genelinde ki okullarda çalışmalar yapıyor. Dezenfekte çalışmalarını sürdüren ekipler, okulları karış karış dezenfekte etti. Özel kıyafetli ekipler, hazırlanan solüsyonlarla sınıflar, tuvaletler, öğretmen odaları, koridorlar ve okul bahçesi dahil öğrencilerin temas halinde olduğu her noktayı detaylı bir şekilde temizliyor. Çalışmalar sırasında özellikle tuvaletlerin, tırabzan ve okul bahçesindeki oyun alanlarıyla bankların dezenfektasyonuna ayrıca önem veriliyor.

Devamı...

“İslam, Şehir Kültürüdür”

Haber: Eren VARLI Birlik Vakfı Erzincan Şubesi Şehir Okumaları programlarına devam ediyor. Şehir Okumalarının bu haftaki konuğu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Öğretim Üyesi Nizamettin Parlak oldu. “İslam Tarihinde Şehir Algısı” üzerine sunum yapan Parlak; İslam tarihinde şehirlerin yerini, hangi saiklerle şehirlerin kurulduğunu, İslam’ın şehirli olmaya ve şehirleşmeye verdiği önemi, başlıca şehir örneklerinden modellemeler ve şehir toplum ilişkilerini anlattı. Parlak sunumunun sonuç kısmında ise Erzincan ile ilgili yapılabilecekler hususunda müzakere edilmesi gereken konu başlıklarına değindi. Şehrin, insanın hayatını düzenlemek amacıyla meydana getirilmiş önemli bir yapı olarak tarif edildiğini belirten EBYÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nizamettin Parlak, şehirlerin ortak savunma ihtiyacı, güvenlik ihtiyacı gibi iradeyle, bazen de birbirine yakın köylerin kendi imkânlarıyla büyümek suretiyle meydana gediğini ifade etti. İslâm medeniyetinde şehirden bahsederken, “Bugünkü Mekke’nin olduğu yerde, 4000 yıl önce herhangi bir köy, şehir, insan vs. söz konusu değildir. Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle Hz. İbrahim oğlu İsmail’i ve eşi Hz. Hacer validemizi oraya bıraktıktan; suya ulaşıldıktan sonra burada bir şehir oluşmuştur. Bu şehir Ümmü’l-kurâ (Şehirlerin anası, ana kent)  olarak nitelendirilmiştir. Müslümanların kıblesi olduğu için kıymetlidir. Medine ise farklı özelliklere sahiptir: İslam’ın dolayısıyla Peygamber A.S.’ın formatladığı bir şehirdir. Bu formatlama şehrin isminin değiştirilmesiyle başlamıştır. Zarar vermek,  karıştırmak, kötülemek, başa kakmak, bozmak gibi anlamlara gelen Yesrib adı Medinetü’l Nebi, daha sonrada Medine şekline dönüştürülmüştür. Peygamber A.S. 622 yılında Medine’ye hicret etmiş, şehirleşmesi ve medenileşmesi için özel çaba sarf etmiştir. Çünkü İslam dini şehir dinidir. Bir takım ibadetlere baktığımız zaman bunlar ancak şehirde yerine getirilebilir türdendir. İbadetler, mabetler, temizlik, mahremiyet anlayışı şehirlerin, şehirlerdeki meskenlerin şekillenmesini, fiziksel yapısını, mimarisini ve sanatını etkiler ve geliştirir. Mesela namaz ibadetinin en temel şartlarından biri temizliktir. Bundan dolayı Medine başta olmak üzere, daha sonraki dönemlerde İslam şehirlerinde dikkatimizi çeken en temel yapılar hamamlardır, çeşmelerdir, tuvaletlerdir” dedi. Dünyada Müslüman olan ilk şehrin Medine olduğunu vurgulayan Parlak, “İslam aslında Medine’yi gönülden fethetmiştir. Medine’den önce İslam tarihindeki yerini almış olan Mekke ise savaşılmadan ama ordularla fethedilmiştir. Mekke ile Medine sanki birbirinin zıt ikizleriymiş gibi durur. Mekke sert, haşin, nobran (kaba, kırıcı) bir şehir izlenimi veriyor. Medine ise daha uyumlu, daha merhametli… Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere sıfatlarında da bu izlenimi edinmek mümkündür. Nasıl Mekke’nin bir Medine’si varsa aynı şekilde her şehrinde bir Medine’si vardır ya da olmalıdır. İkizini bulan şehirlerin daha dengeli ve daha huzurlu olduğunu düşünmekteyim. Kudüs’ün, Kufe’nin, Kahire’nin Medine’si yok, ya da Medine’sini bulamamış, bu yüzden de bu şehirler tarih boyunca huzurlu olamamışlardır” diyerek, “Kurtuba’nın Medine’si Gırnata, İstanbul’un Medine’sinin ise bütün Anadolu olduğunu düşünüyorum. İslam önce Anadolu’yu, sonra İstanbul’u fethetmiştir” dedi. “İslam şehirde doğmuş bir dindir ve İslam, şehir kültürüdür. Bu yüzden Mekke’de doğan İslam dini medeni hayatı teşvik etmiştir. Çünkü İslam’ın ilkeleri ve ibadetleri ferdi değil, toplulukla icra edilebilecek özelliklere sahiptir. Buda yerleşik olmakla mümkündür. İbadetler, mabetler, temizlik ve mahremiyet anlayışı şehirlerin, şehirdeki meskenlerin şekillenmesini, fiziksel yapısını, mimarisini ve sanatını etkiler ve geliştirir. Günümüzde şehirlerin ve meskenlerin inşasında mahremiyet meselesinin dikkate alınmalıdır. Mahremiyeti yok eden mimariye izin verilmemelidir. Mekânlar, şehirler, mimari, aidiyet duygusunu beslemelidir. Kentlerin aidiyeti kaybetme sorunu var. Bu yüzden yabancılaşma artıyor. Buda öfke üretiyor” diyen EBYÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Parlak, şehirlerin yüz yılara dayanan değişimleri olurken, Osmanlı döneminde İstanbul’un yangınlar sebebiyle, Erzincan’ın da depremler nedeniyle bir yüzyılda birkaç kez yerinin değiştiğini; Avrupa’nın ise eski şehirlerinin yanına yeni şehirler inşa ettiğini, eski şehirlerini muhafaza ederek kimliğini, benliğini, aidiyetini koruyarak devam ettirdiğini, Osmanlı’nın Kabe’nin yanında Kabe’den daha yüksek bir yapı inşa etmemesini bu hassasiyetten kaynaklandığını ifade etti. Hazreti Peygamberin 622’de Medine’ye göç ettikten sonra Müslüman olacak her kimse, nerede yaşıyor olursa olsun, Medine’ye göç etmek zorunda emriyle medeni bir toplum inşa etmek istediğini, badiyede kalarak İslam dinini emir ve yasaklarının algılanamayacağını, yaşanamayacağını, medenileşilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Nizamettin Parlak, “İslami dönemdeki şehircilik açısından ilk düzenlemeler Peygamber tarafından hicretten sonra Medine’de gerçekleştirilmiştir. Hz. Peygamber. Müslüman şehirler için cami merkezli bir şehir modeli oluşturmuştur: Kuracağı şehrin, şehir devletinin önce sınırlarını belirledi. Ardından mescit yeri, pazar yeri, mezar yeri tahsisinde bulundu. Bu yüzden İslam dünyası cami merkezli bir şehir anlayışına sahiptir. Grup kimliğinin oluşmasında mekânsal sınırların belirlenmiş olması çok önemlidir. Mekânsal sınırlarınızı belirlemişseniz, grup kimliğinizi, şehir kimliğinizi inşa etme şansınız vardır. Mekke’nin 630 yılında fethinden sonra hicret de bitmiştir. Bu yüzden de Medine İslam dünyası için bir model olmuştur. Endülüs’ten Türkistan’a kadar geniş bir coğrafyadaki İslam şehirleri, bulundukları bölgelerin tarihi, coğrafi ve kültürel miraslarını devam ettirmekle birlikte, İslam’ın getirdiği düşünce sistemi ve hayat anlayışı, şehirlerin fiziksel yapısını önemli ölçüde etkilemiştir. Müslümanların kurduğu ilk şehir Basra’ dır. İslam tarihinde şehir planlamasının ulaştığı zirve Bağdat’ın inşasıdır (MS. 762-766). Hanefi ve Hanbeli mezhepleri Bağdat’ta doğmuştur. Bu yüzden denir ki şehir kültürüne alışık insanlar Hanefi mezhebine meylederler. Şafii mezhebi müntesiplerinin daha çok kır, badiye yaşantısını seçmiş insanlar tarafından tercih edilir” dedi. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Anadolu’nun his tarihi yazılmalıdır. Birde şehirlerin gelecek tarihleri yazılmalıdır” söyleminden yola çıkarak Erzincan’la ilgili ne yapılabilirin müzakere edilmesini, birbirine yakın şehirlerin yıpratıcı rekabetinin ortadan kalkması için merkezi vilayet sistemine geçilmesi tarzındaki önerinin en azından akademik dünyada tartışmaya açılması gerektiğini de ifade eden Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nizamettin Parlak, “Erzincan’ın büyüme ve büyütme kriterleri belirlenmeli. Dijital dünyanın kılavuzu dijital ortamda dünyayla entegre edilerek oluşturulmalı ve sürekli güncellenmelidir. Bu bağlamda Erzincan için benzer bir girişim söz konusu olmalı, bunlar konuşulmalı.  Erzincan’ın sözlü tarihi kayıtlara geçilmelidir. Sesli görüntülü kayıtlar yapılmalı, bunlar deşifre edilip yazıya geçirilmeli. Günümüzden 800 yıl önce Seyyah İbn-i Batuda’nın Erzincanlıların bakır işlemeciliğindeki maharetlerinden bahsettiğini, bu tarihi bağlantıdan istifade ederek yok olmaya doğru giden bakırcılığın, ekonomik açıdan geliştirilmesi sağlanmalıdır.  Evliya Çelebi Osmanlı padişahlarından üç tanesini Erzincan fatihi diye zikreder: Yıldırım Beyazıt Han, Fatih Sultan Mehmet Han, Yavuz Sultan Selim Han. Şehrin bu üç sultanla irtibatlandırılarak yılın belli günlerinde ve yıl dönümlerinde Türkiye çapında ses getirecek faaliyetler yapılarak bunlara Erzincan civarında gerçekleşen Yassıçemen, Kösedağ, Otlukbeli savaşlarının yıl dönümlerinde de benzer faaliyetler eklenmelidir” diyerek Birlik Vakfı Erzincan Şubesi’ne sundukları bu imkân için teşekkür etti.

Devamı...