24 Eylül Perşembe , 2020

“Hoşirik” Yeniden Gün Yüzüne Çıkmayı Bekliyor

Erzincanlı Araştırmacı Tolga Gürün, Erzincan’a 17 km mesafede bulunan Değirmenköy’ün Çayır mevkiindeki şifalı olduğu bilinen Hoşirik adlı su kaynağına sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

Erzincanlı Araştırmacı Tolga Gürün, Hoşirik adlı su kaynağı hakkında konuştu. Gürün konuyla ilgili olarak yaptığı araştırmaya dayanan açıklamasında; ”Anadolu toplumları kadim zamanlardan beri su kaynaklarına önem vermiş ve kutsallık atfetmiştir. Bu nedenle suyu kirletmeyi günah sayıp yasaklamış, sulardan şifa beklemiş ve sular için kurbanlar adamışlardır. Anadolu’nun her köşesinde kutsanmış bu tür şifalı su kaynaklarına rastlanmaktadır. Kutsal veya şifalı su inancı Erzincan’da da yaygındır. Erzincan’a 17 km mesafede bulunan Değirmenköy’ün Çayır mevkiindeki Hoşirik adlı su kaynağı halkın kutsadığı bir ziyaret yeridir.

Hoşirik, hastalıklı, zayıf, cılız, çelimsiz insan veya hayvanlar için kullanılan eski bir terimdir. Hoşirik kavramı aynı zamanda kolay iyileşmeyen, kaşıntılı ve sulu çocuk egzaması için de kullanılan bir kavramdır. Erzincan-Cenciğe taraflarında da çocuk egzaması ve cilt hastalıkları hoşirik olarak adlandırılmaktadır. Yörede cilt hastalığı, egzaması ve halk tarafından demiro olarak bilinen deri dökülmesi gibi hastalığı olanlar bu kaynağa gelerek suyundan içer, bu su ile hastalıklı yerlerini yıkar, evine götürerek banyo yapar ve şifalı olduğuna inanılan çamurundan yaralarına sürerler. Bu şekilde üç defa yıkanan veya çamurundan sürenin iyileşeceğine inanılır. Yöre halkı tarafından çok sayıda insanın bu şekilde iyileştiği söylenmektedir.

Tıbbın gelişip yaygınlaşmasıyla önemini yitiren bu kaynak bakımsız kalarak harap olmuş, suyu büyük ölçüde azalmıştır. Eskiden çok sayıda insanın ziyaret ederek saygıda bulunduğu, kurbanlarla kutsadığı bu kaynak neredeyse unutulmuştur. Bu suyun kaynağı ile ilgili yörede anlatılan bir de efsane vardır. Bu efsaneye göre göre suyun asıl kaynağı Ovacık’ın Hoşirik yaylasıdır. Hof adlı zengin bir Ermeni toprak borularla şimdi bulunduğu yere kadar getirmiş ve halkın kullanımına sunmuştur.

Halkın geçmişinde ve belleğinde önemli yere sahip bu ve bunun gibi birçok ziyaret yeri zamanla eski önemini yitirmiş ve ıssızlaşarak sahipsiz kalmıştır. Bunların üzerine bir de açgözlü definecilerin para hırsı ile yapmış olduğu tahribat eklenmiş ve bu tür kültürel ve inanç değerimiz yok edilmiştir. Bize düşen bu mekânlara sahip çıkmak ve yok olmasını önlemektir” dedi.

Diğer Haber

19 Eylül Gaziler Günü Kutlandı

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’e TBMM’nin 19 Eylül 1921 günü mareşallık rütbesi ve gazilik unvanının verilişinin …